İşveren Vekili (Mesul Müdür)

4857 sayılı İş Kanununun 2/4 uyarınca işveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. Kanundaki tanımda işveren vekili sayılmak için işveren adına hareket etme ve işin, işyerinin, işletmenin yönetiminde görev alma unsurlarının bir arada arandığı görülmektedir.

İşveren Vekilinin Yetkisi

İşveren vekilinin yetkisi, işveren tarafından kendisine verilen görev ve yetki alanı ile sınırlıdır. İşveren vekili yetkili kılındığı takdirde işveren adına iş sözleşmesi imzalamak da dâhil olmak üzere her türlü işlemi yapabilir. Ancak işveren vekilinden söz etmek için temsil ile yetkili kişinin işletme yönetiminde görev alması gerekmektedir.

Temsil yetkisinin temelinde iş sözleşmesi bulunmakta ise işveren vekili İş Kanunu’nda işçiler için öngörülmüş tüm haklardan yararlanır ve işçiler için öngörülmüş tüm yükümlülüklere tâbidir.

İşveren vekilinin konumunun, görev ve yetkilerinin kapsamının sözleşme ile tam olarak belirlenmesi ileride yaşanması muhtemel ihtilaflar açısından önemlidir.

İşveren Vekiline Uygulanacak Mevzuat

İşveren vekili, İş Kanunu hükümlerine tabi olmakla birlikte bir takım mevzuat hükümlerinin işveren vekili için uygulanmayacağı öngörülmüştür. İş Kanunu’nun 18/son maddesi uyarınca 18.19. ve 25/son maddeleri uyarınca işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında 18, 19. ve 21. maddeler ile 25.maddenin son fıkrası uygulanmaz. Buna göre;

  • İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili (ör: genel müdür) ve yardımcıları (ör: genel müdür yardımcıları) ile
  • İşyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesi kapsamı dışında bırakılmıştır.

Bunun sonucu olarak ise;

  • İşveren vekillerinin belirsiz süreli hizmet sözleşmeleri feshedilirken işverenin geçerli sebebe dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır.
  • İşverenin feshinin ardından işe iade davası açılamayacaktır. İşe iade tazminatları ortaya çıkmayacaktır.

Kanun, sevk ve idare noktasında işletme ve işyeri ayrımına gitmiştir. İşletme ve işyeri kavramları İş Kanunu’nda tanımlanmamıştır. Ancak işletmenin işyerini kapsayan bir kavram olduğu kabul edilmektedir. Tek işyerinden oluşan bir işletmede söz konusu ayrım gündeme gelmeyecektir. Bu sebeple atanacak işveren vekilinin iş güvencesinden yararlanma ihtimali değişkenlik gösterecektir. Eğer; işveren vekili doğrudan işletmeye atanacaksa iş güvencesinden yararlanamaz. Yine işyerine işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi ile atanacaksa bu durumda da iş güvencesinden yararlanamaz. Tek bir işyerinin olduğu durumda ise işyeri/işletme ayrımı ortadan kalkacağından ayrıca işe alma/çıkarma yetkisine ihtiyaç bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, işveren vekilinin işçilik alacaklarına ilişkin talepte bulunması mümkündür. Bu sebeple kıdem, ihbar tazminatının yanı sıra fazla mesai, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacağı talepleri işverene yöneltilebilecektir. Ancak; işveren tarafından işveren vekiline fazla mesai yapması yönünde açık bir talimat verilmediği müddetçe görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında işveren vekilinin kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmektedir.

 İşveren Vekilinin Sorumluluğu

İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu nedenle işçi işçilik alacaklarını ya da uğradığı zararların tazminini doğrudan işveren vekilinden talep edemez.

İşveren, işveren vekili ile aralarındaki iş sözleşmesine dayanarak kusuru oranında işveren vekiline rücu edebilir. Ancak işverenin işveren vekiline rücu edebilmesi için işveren vekilinin kusurlu olması gerekir.

İş Kanunu’nda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekili hakkında da uygulanır. Bu hükümle işveren vekilinin aynen işveren gibi sorumlu olması özellikle cezai hükümler yönünden sonuç doğurmaktadır. Cezaların kişiselliği ilkesi gereğince, işveren de işveren vekili de kendi suç teşkil eden eylemlerinden sorumlu olacaktır.

Sonuç olarak; işveren vekili (mesul müdür) görevlendirilmesi ile ilgili olarak en önemli farklılık iş güvencesine ilişkin hükümlerden kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte ücret alacakları konusunda fazla mesai alacağı haricinde önemli bir fark bulunmamaktadır. Atanacak kişinin işveren vekili olarak nitelendirilmesi ileride yaşanması muhtemel uyuşmazlıklar açısından oldukça önemlidir. Bu sebeple; işveren ile işveren vekili arasında imzalanacak sözleşmede işveren vekilinin görev ve yetkilerinin tam olarak belirlenmesi, işçi alma/çıkarma yetkilerinin bulunup bulunmaması, yetkilendirildiği konularda harcama yapma, imza atma imkânının bulunup bulunmaması önem arz etmektedir.